
Savaş neden seyirci olmamalı, denizcilerin hakları korunmalı
Uluslararası Taşımacılık İşçi Sendikaları Federasyonu (ITF), 100. gününde süren Ortadoğu çatışmaları kapsamında denizcilerin haklarının korunması ve deniz yollarında ateşkes çağrısını yineledi. 15 Şubat 2024 tarihi itibarıyla Suriye ve Filistin'de yaşanan çatışmaların deniz taşımacılığına etkileri, Türkiye'nin ihracat ve liman operasyonlarını derinden etkileyebilir.
Denizcilerin sendikaları, 2020'de yayınlanan Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) 2020/5 sayılı kararına rağmen, çatışma bölgelerinde çalışan denizcilerin emniyeti ve sosyal hakları hâlâ yeterince garanti altına alınamadığını belirtti. ITF raporlarına göre, 2023 yılında 12.000'den fazla denizcinin çatışma bölgelerinde işe zorlandığı, 350'den fazla geminin rotasının değiştirildiği tespit edildi. Bu durum, özellikle İstanbul ve İzmir limanları gibi Türkiye'nin stratejik limanlarının operasyonlarını etkilemeye devam ediyor.
Türkiye ihracatçıları için en kritik etki, Suriye ve Filistin'deki çatışmaların Suriye Adası ve İskenderun Limanı'na bağlı rotalarda oluşan gecikmeler. 2023 verilerine göre, Türkiye'nin Suriye'ye ihracatında ortalama navlun maliyeti %18 artarken, liman operasyon süreleri 24 saatten 36 saate çıktı. ITF verilerine göre, Türkiye'nin 2024'te ihracatında deniz yoluyla taşınan malların %15'i doğrudan çatışma bölgelerinden geçiyor.
Türkiye taşıyıcıları ve lojistik operatörleri, çatışmaların deniz yollarını kapatması durumunda alternatif rotalar için ek maliyetlerle karşı karşıya kalabilir. İstanbul Boğazı'ndan geçen gemilerin %30'unun Suriye ve Filistin rotalarında hareket etmesi, liman operatörlerinin iş planlarını derinden etkileyebilir. ITF, bu rotalarda çalışan denizcilerin %40'ının sağlık sigortasının eksik olduğunu, %25'inin ise ücretlerinin zamanında ödendiğini belirtti.
Navlun piyasasında son 3 ayda Suriye-Filistin rotalarında %22'lik bir artış görüldü. Türkiye'nin ana ihracat rotaları olan Orta Doğu'ya giden konteyner taşımacılığı, 2024'te ortalama 1.200 USD/gemideki maliyeti 1.450 USD'ye yükseldi. ITF, bu trendin devam ederse Türkiye ihracatı için 2025'te yıllık 1.2 milyar USD ek maliyete neden olabileceğini öngörüyor.
Uzmanlar, çatışmaların 2025'e kadar devam etmesi durumunda Türkiye'nin lojistik sektörünün alternatif rotalar geliştirme zorunluluğuyla karşı karşıya kalacağını öngörüyor. İstanbul Liman İşletmeleri Genel Müdürlüğü verilerine göre, son 18 ayda liman operasyonlarında %18'lik bir verim düşüşü yaşanırken, bu durumun 2025'e kadar %25'e ulaşması muhtemel. ITF, denizcilerin haklarının korunması için uluslararası deniz yasalarının güncellenmesi çağrısında bulundu.
Ortadoğu çatışmaları, Türkiye'nin ihracat ve liman operasyonlarını derinden etkileyebilir. Türk limanları, navlun maliyetlerinin artması ve deniz taşımacılığındaki belirsizlikler nedeniyle zorlu bir süreç yaşayabilir. Ayrıca, çatışma bölgelerinde çalışan denizcilerin emniyeti ve sosyal hakları vẫn yeterince garanti altına alınamadığı için Türk denizcilik şirketleri ve çalışanları da doğrudan etkilenebilir.
Türk firmalara, Ortadoğu çatışmalarının etkilerini azaltmak için alternatif rotalar ve taşıma yöntemleri geliştirmeleri önerilir. Ayrıca, denizcilerin haklarını korumak ve sosyal sorumluluklarını yerine getirmek için uluslararası işbirlikleri ve sendikalarla işbirliği yapmaları da bir fırsat olabilir.
Türk firmalara, Ortadoğu çatışmalarının etkilerini azaltmak için alternatif rotalar ve taşıma yöntemleri geliştirmeleri, denizcilerin haklarını korumak ve sosyal sorumluluklarını yerine getirmek için uluslararası işbirlikleri ve sendikalarla işbirliği yapmaları önerilir.
Editoryal Derinlemesine Yorum
LojistikSektörü.com AI Editöryel — Türk sektörü için özgün analiz
Haberin merkezindeki İzmir referansı, Türk lojistik sektörü için stratejik bir izleme noktası oluşturuyor. Ortadoğu çatışmaları 100. gününde denizcilerin sendikaları ITF, çalışan hakları ve ateşkes çağrısını yineledi. Türkiye lojistik sektörüne doğrudan etkileri var. Küresel kriz dönemlerinde rotasyon süresi 10-25 gün uzayabilir; Türk ihracatçısı için bu, sevkiyat takvimi ve banka kredi vadesi üzerinde doğrudan finansal yük yaratır. Bu çerçevede Alternatif rota arayan ihracatçılar ve Tüm sınır kapıları ve geçiş noktaları gibi Türk aktörlerin sahada karşılaşacağı operasyonel etkiler kısa vadede Demuraj günlük ücreti ve WRSC (war risk surcharge) üzerinde izlenebilir hale geliyor.
Kazananlar tarafında yerli depolama-stoklama kapasitesini önceden artırmış sanayiciler öne çıkıyor; bu segmentin sözleşme yapısı ve kapasite esnekliği, gelişmenin yarattığı volatiliteyi kendi lehine çevirebilecek konumda. alternatif Karadeniz rotalarını kullanan operatörler ise pazara giriş zamanlamasını doğru yönetebildiği takdirde önümüzdeki çeyreğe pozitif yansıma görebilir. Kaybedenler tarafında ise demuraj birikimini yansıtamayan ithalatçılar en hassas grup olarak öne çıkıyor; maliyet artışını fiyatlandırma esnekliği sınırlı olan bu segment için Hürmüz/Kızıldeniz/Süveyş risk eşikleri odaklı bir savunma stratejisi kaçınılmaz hale geliyor.
Önümüzdeki 3-6 aylık perspektifte sektör profesyonellerinin alternatif rota kapasitesi ve konteyner gemilerinin baypas tercihi başlıklarını yakından izlemesi ve strateji birimlerine bu kalemleri proaktif olarak taşıması değerlendirilebilir. Demuraj günlük ücreti hareketleri ile War risk surcharge'a maruz kalan armatörler operasyon paneli arasında günlük korelasyon takibi, aşağı yönlü risk senaryolarına karşı erken uyarı sağlayacaktır. Mevzuat ve gümrük tarafında yeni gelişmeler için ilgili müşavir ve birlik kanalları üzerinden teyit alınması, operasyonel doğruluğu güvence altına alacaktır.
Bu yorum 9 Haziran 2026 tarihinde LojistikSektörü.com AI editör sistemi tarafından üretilmiştir. Yorum Türk lojistik sektörüne özel, özgün editoryal bakış açısı sunar.
Bu haberle ilgili daha fazlası için
LojistikSektörü'nde yayımlanan en güncel haberleri takip edin
Tüm HaberlerBu haberi değerlendirin:
—
0 değerlendirme
Bu haber hakkında AI Danışmana sorun
AI Danışmana Sor