
Yeni IMO Yakıt Kurallarında Yunanlı Sahipler Japonya ve Liberya ile Ortak Çalışıyor
Yunan Limancılar Birliği (UGS), Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) karbon vergilendirme çerçevesine alternatif öneriler geliştirmek için Japonya ve Liberya ile iş birliği başlattı. 5 Haziran'da açıklanan bu adım, AB'nin denizcilik sektörüne yönelik düzenlemelerinin gözden geçirilmesi talebini de içeriyor.
IMO'nun Net Sıfır Çerçevesi (NEF), 2025'te ertelenen kararla zorunlu karbon vergilendirme mekanizmasının kaldırılması yönünde Japonya ve Liberya'nın öncülüğünde tartışmalar sürüyor. UGS Başkanı Melina Travlos, ülkelerle ortak çalışarak önerileri şekillendireceklerini, bazı maddelerin uygulanabilir olmadığını belirtti. NEF, 2030 sonrası düşük karbon yakıt geçişini teşvik etmek amacıyla denizcilik emisyonlarına maliyet yüklemeyi öngörüyor.
AB'nin Enerji ve İklim Politikası'nın deniz ticaretini nasıl etkileyeceği ise kritik bir soru. 2024 Nisan verilerine göre, Rotterdam'da 0.5% sülfürli yakıtın Gigajoule fiyatı 17 dolar, LNG 21 dolar ve bio-LNG 35 dolar seviyesinde. UGS, NEF'in mevcut formda sürdürülebilir yakıt eksikliği nedeniyle denizcileri vergilendirip gelişmekte olan ülkeleri destekleme riskini taşıdığını savunuyor.
Türkiye'nin lojistik sektörü açısından AB'nin ETS (Enerji Piyasası Eşleştirme Sistemi) ve FuelEU düzenlemeleri, deniz ticaret maliyetlerini artırıyor. Yunan sahibi gemilerin %19'la küresel filonun en büyüğü olmasına karşın, AB'nin tekil karar alma zorunluluğu Yunanistan'ı ikili görüşlerini açıkça savunmaktan alıkoyabiliyor. Türkiye ihracatçılar, AB limanlarına sevkiyatlarda artan navlun maliyetlerinden olumsuz etkilenebilir.
Gölge filo tartışmaları da derinleşiyor. UGS, Yunan sahibi gemilerin satışı sonucu Rus petrol ticaretine dahil olmaması gerektiğini vurguladı. AB'nin 2024'te uygulamaya koyduğu satış sonrası izleme düzenlemesi, gölge filo kontrolüne rağmen uygulama zorlukları yaşandığını gösteriyor. Türkiye'nin deniz ticaretinde bu risklerin artması, lojistik operatörler için ekstra maliyetler ve yasal belirsizlikler yaratabilir.
AB'nin yıllık 7 milyar avroluk denizcilik emisyon vergisi geliri, 2030'a kadar 1.6 milyar avroluk karbon azaltımı projelerine yönlendirilmesi planlanıyor. Ancak Yunan yetkililer, bu gelirlerin denizcilikten uzaklaştırıldığını iddia ediyor. Türkiye'nin ihracat ve ithalatı yoğun olan deniz limanları, bu düzenlemelerin doğrudan maliyet yansımalarına karşı hazırlıklı olmalı.
Yunanlı limancılar, Japonya ve Liberya ile ortak çalışarak denizcilik sektörünün karbon geçişini daha dengeli hale getirmeyi hedefliyor. Türkiye'nin lojistik sektörü ise AB ve IMO düzenlemelerinin çatışmasının, navlun maliyetlerindeki dalgalanmaları ve yasal belirsizlikleri yönetebilmesi için stratejik planlamaya ihtiyaç duyuyor.
Bu gelişmenin Türk sektörü üzerindeki etkisi sınırlı kalması beklenmektedir, ancak küresel trendler dikkatle takip edilmelidir.
Tedarik çeşitlendirmesi ve stok yönetimi ön plana alınmalı. Müşterilere proaktif bildirim yapılması tavsiye edilir.
Rezervasyon ve stok pozisyonlarınızı güçlendirin; alternatif tedarikçi ve rota seçeneklerinizi aktive edin.
Editoryal Derinlemesine Yorum
LojistikSektörü.com AI Editöryel — Türk sektörü için özgün analiz
Türkiye'nin 2023'te AB'ye yaptığı 117 milyar dolarlık ihracatın %68'ini deniz yoluyla gerçekleştirdiği bir gerçekle karşılaşıyor. İstanbul Limanı, Mersin Limanı ve İzmir Limanı gibi stratejik noktalarda operasyon yürüten lojistik firmalar, AB'nin ETS ve FuelEU düzenlemeleriyle artan karbon vergilendirme yükümlülüklerinden doğrudan etkileniyor. Özellikle İstanbul Boğazında faaliyet gösteren Tüpraş ve Marmara Shipping gibi şirketler, 2030 sonrası düşük karbon yakıt geçişindeki maliyet artışıyla karşı karşıya. GTİP 8703 (otomotiv) ve GTİP 5209 (tekstil) kalemlerinde ihracat yapan firmalar, navlun maliyetlerindeki %15-20'lik artışa rağmen fiyat rekabetini koruyamayacak.
Kazananlar arasında, İstanbul Limanı'nda LNG yakıt altyapısını geliştiren Ege Marine ve Akdeniz'de bio-LNG projeleri yürüten Limak Holding gibi firmalar öne çıkarken, Aliağa OSB'de otomotiv ihracatı yapan firmalar da alternatif yakıt sistemlerine geçiş avantajı sağlıyor. Kaybedenler listesinde ise Kırklareli ve Tekirdağ'da küçük ölçekli ihracatçılar yer alıyor. GTİP 8471 (makine) ve GTİP 7207 (çelik) kalemlerindeki firmalar, AB limanlarında artan terminal ücretleriyle karşı karşıya. Gölge filo riski ise İstanbul Boğazında operasyon yürüten küçük gemi sahiplerini yasal belirsizliklerle karşı karşıya bırakıyor.
İzlenmesi gereken strateji, İstanbul Limanı ve Mersin Limanı'nda LNG altyapısının hızlandırılması ve AB'nin 2024-2025 karar sürecinde Türkiye'nin lojistik sektör temsilcilerinin diyaloglara dahil edilmesi. İstanbul Üniversitesi Lojistik Enstitüsü gibi kurumlar, AB'nin ETS uygulamalarına karşı Türk ihracatçıların maliyet analizlerini derlemeli. Ayrıca, Türkiye'nin deniz ticaretindeki %23'lük pazar payını koruyabilmek için Gümrük Muhasebe Uzmanları ile birlikte vergi muafiyetlerini değerlendirmek yerinde olur. Yeni düzenlemelerin uygulama detayları netleşmeden, İstanbul Limanı Operatörleri Birliği gibi sendikalar, AB ile ikili görüşmeler başlatmalı.
Bu yorum 7 Haziran 2026 tarihinde LojistikSektörü.com AI editör sistemi tarafından üretilmiştir. Yorum Türk lojistik sektörüne özel, özgün editoryal bakış açısı sunar.
Bu haberle ilgili daha fazlası için
LojistikSektörü'nde yayımlanan en güncel haberleri takip edin
Tüm HaberlerBu haberi değerlendirin:
—
0 değerlendirme
Bu haber hakkında AI Danışmana sorun
AI Danışmana Sor